Su-Yapı Etkileşimi ve Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin Getirdikleri

 

Su yalıtımı yapılmayan binalarda su, farklı şekillerde bina bileşenlerine girerek tek başına veya diğer atmosfer etkileriyle beraber kısa veya uzun sürede olumsuz etkilerini gösterir. Binalarda su yalıtımının önemi konusunda bilinçlenme, ülkemizde yaşanan depremlerde bina hasar nedenlerinin ortaya konulması ile artan bir gelişme göstermiştir. Depremden sonra yapılan saha çalışmalarında depremde hasarların en önemli nedenlerinden bir tanesinin su ile ilgili olduğu belirlenmiştir. Özellikle temel ve bodrum perdelerinde hiç yapılmayan veya yanlış uygulanan su yalıtımı, betonarme yapı elemanlarının içerisindeki donatının korozyona uğramasına neden olmuştur [1]. Donatı çelikleri dışında betonarme taşıyıcı elemanlar da, bünyesine giren suyun getirdiği kimyasal elementler ve tuzlarla bozulmaya ve hesaplanmış fiziksel özelliklerinden uzaklaşmaya başlar. Elemanın ıslanma-kuruma veya donma-çözülme reaksiyonları sonucu, betonun bünyesindeki su çatlaklara neden olabilmektedir. Artan çatlak çapları daha fazla suyun betona yerleşmesine de neden olur. Bir sonraki donda çatlak sayısı ve çapları artmıştır. Yani, donma-çözülme tekrarları sonucu betonarme taşıyıcının önlenemez yıpranışı hızla ilerler [2]. Bütün bu olumsuzluklar yapının zamanla taşıma gücünde azalmasına neden olarak binaların depremde hasar görmesine sebep olmuştur.

Etkin olmayan su yalıtımının yol açtığı en önemli sorun yapının taşıma gücünün azalması gibi görünse de; insan sağlığını ve yaşam konforunu da olumsuz yönde etkilemesi bir o kadar önemlidir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın sonuçları; Türkiye’deki konutların %37,2’sinde sızdıran çatı, nemli duvarlar ve dolayısıyla küf ve rutubet sorunu bulunduğunu göstermektedir [3]. Bu makalede su ve yapının etkileşiminin hangi şekillerde olabileceği ve bunun doğuracağı olumsuzluklar ile 27 Ekim 2017 de Resmi Gazete’de yayınlanan Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği [4] hakkında bilgi verilmiştir.

Su-Yapı Etkileşimi

Binalar, hem yeraltı hem de yer üstünde bulunan su ve nem ile sürekli etkileşim halindedir. Zemin kotunun altında; yeraltı suyu (basınçlı veya basınçsız), toprakaltı sızıntı suyu, toprak nemi, temel ve perde duvar gibi yapı elemanlarını etkilerken; yer üstündeki yağmur, kar vb. İklim kaynaklı sular çatıyı, balkon ve terasları, tretuvarları, kullanımdan ve yapı malzemelerinin bünyesinde oluşan su ve nem; ıslak hacimler ile duvarları etkilemektedir.

Konumlarına göre farklı nitelikte su etkisine maruz kalan yapı elemanları ve bu etkilere karşı bir korunma önlemi alınmazsa etkilenme şekillerine göre farklı hasarlar görebilirler. Bu hasarlar,

• Taşıyıcı sistemdeki donatı korozyonu ve beton hasarları,
• İç ortam nem dengesinin ve hava kalitesinin bozulması,
• Sıvalarda çiçeklenme, • Kaplamalarda kabarma ve dağılmalar,
• Akma ve damlamalar, • Korozyon, çürüme, küf ve mantarlar
• Isı yalıtım ürünlerinin bozulması ve ısı direncinin azalması, olarak sıralanabilir.

Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği ve Getireceği Farkındalıklar

Bina ömrü ve insanların yaşam konforu açısından büyük önemi olan su yalıtımına ilişkin kararlar verilirken; binanın türü, projesi, üzerinde bulunduğu zemin koşulları ve bulunduğu bölgedeki iklim koşulları kriterlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Yönetmelik ile bu kriterlere dikkat çekilerek yapılacak su yalıtımına ilişkin genel esaslar tanımlanmaya çalışılmıştır. Etkin bir su yalıtımı uygulamasının mantığı ve bileşenleri Şekil 1’de yer almaktadır.

Yönetmeliğin çerçevesi oluşturulurken, su yalıtımı açısından binanın her bölümü için geçerli olacak, projelendirmeye ve uygulamaya ilişkin genel esaslar ile yalıtım için yüzey ve malzeme hazırlığı işlemlerine ilişkin kurallar tanımlanmıştır. Arkasından da binaların su ile etkileşimde olacak kısımları için dikkat edilmesi gereken hususlar; “Temel, Döşeme ve Perde Duvarlarda”,

“Balkon ve Çatılarda, Islak Hacimlerde” ve “Su Depoları ve Havuzlarda” Su Yalıtımı Bölümleri altındaki; tasarım kuralları, yalıtım sistemi teşkili, uygulama kuralları ve malzeme seçimi ile ilgili maddelerde açıklanmıştır. Yönetmelik ile aşağıdaki farkındalıkların oluşturulması hedeflenmiştir.

• Projelendirme Aşamasında Su Yalıtımına İlişkin Kararlar Verilmesi ve Tasarımın Kurgulanması

Su veya nemin oluşumu çok farklı olaylardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle daha proje aşamasında örneğin temelde zemindeki su durumuna göre temel sistemi ve su yalıtım sistemi belirlenmelidir. Su-nem oluşumu nedenlerine, binanın zati yükünden, farklı zemin hareketleri ve/veya yüzeysel suların temel yatağına girmesi gösterilebilir. Bu durumun kesin olarak ne zaman gerçekleşeceğini tahmin etmek oldukça zordur. Binanın oturduğu zemin tipi ne olursa olsun, su-nem oluşumu farklı nedenlerden kaynaklandığından, bütün yapıların temel ve bodrum duvarlarına su yalıtımı yapılmalıdır.

Yönetmelikte, temel tasarımı için zeminin permabilitesine bakılarak basınçlı su veya basınçsız su etkisine karşı yalıtım yapılması için yol gösterilmiştir. Ayrıca, yapı yüksekliği 51,50 metreyi aşan veya kapalı kullanma alanı 10.000 m2’den fazla olan bodrumlu binalarda her koşulda basınçlı su etkisinin dikkate alınarak tasarım yapılması ön görülmüştür. Su etkisinin basınçlı veya basınçsız olması hem yalıtım yöntemi hem de malzeme seçimi açısından tasarım aşamasında önem kazanmaktadır.

Temel için olduğu gibi, ıslak hacim ve çatılar için de Yönetmelikte tasarımın ortak bir dilde bir standart dahilinde yapılması amacıyla; Islak hacimlerdeki tahliye sisteminin TS EN 12056-2 Cazibeli drenaj sistemleri – Bina içi – bölüm 2: Sıhhî tesisat boru sistemi – Tasarım ve hesaplama standardına ve Çatı su tahliye sistemlerinin de TS EN 12056-3 Drenaj sistemleri – Bina içi – Bölüm 3: Teras drenajı tasarım ve hesaplama standardına uygun olarak tasarlanması ön görülmüştür.

• Yapı Malzemelerinin Performans Özellikleri ve Değerlerinin Önemi

Su yalıtım amaçlı kullanılan yapı malzemelerin performans beyanlarında veya ürün bilgi dokümanlarında yer alan performans kriterleri ile kullanılacağı yapı elemanının maruz kalacağı su etkileri arasında bir ilişki kurulmalıdır. Tasarımda yapının su ile ilgili olarak maruz kalacağı etkiler doğru tespit edilir ve malzemenin performans özelliklerinin bunları karşılama düzeyi irdelenerek seçim yapılırsa su yalıtımı açısından başarı sağlanır. Yönetmelikte buna dikkat çekmek için kullanım yerine göre önem kazanan performans kriterlerine işaret edilmiş ve bunların uygulama standartlarına uygun şekilde kullanılması ön görülmüştür.

• Uygulama Standartları ile Yapı Malzemelerinin Performans Özellikleri İlişkisinin Kurulması

Yapının maruz kalacağı su, nem ve iklim koşularına göre çeşitlenen yüzlerce performans kriter değerine sahip malzeme olabilir. Önemli olan mevcut koşullara karşı etkin su yalıtımı sağlayacak, binanın maruz kalacağı su etkisine göre performans kriter değerleri uygun olan malzemelerin tasarımda seçilmesi ve kullanım talimatlarına uygun şekilde montajının/kullanımının sağlanmasıdır. Su yalıtımı ile ilgili mevcut uygulama kural standartları Tablo 1’de yer almaktadır.

Tablo 1. Su Yalıtımı Uygulama Kural Standartları

Uygulama kural standartlarında malzemelerin türlerine ve maruz kalabilecekleri su, nem veya iklim koşullarına göre sahip olmaları gereken çekme mukavemeti, kopma uzaması ve/veya çatlak köprüleme kabiliyeti, UV dayanımı gibi sahip olması gereken performans kriterlerinin limit değerleri bulunabilmektedir. Ayrıca, uygulama standartları tasarımda ve ürünlerin uygulanmasında dikkat edilecek kuralları içermesi bakımından su yalıtım sistemlerinin teşkilinde yararlanılması gereken çok önemli kaynaklardır (Şekil 2).

Sonuç

Binalarda Su Yalıtım Yönetmeliği’nin yayınlanması ile mevzuatta konu ile ilgili çok büyük bir boşluk doldurulmuştur. Kuşkusuz bu tür yasal düzenlemeler bilim ve teknolojideki gelişmeler, sektörün ihtiyaçları ve uygulamadan çıkan yanlış yorum veya anlaşılmaların düzeltilmesi ile güncellenen dinamik bir yapıya sahiptirler. Yönetmeliğin çıkarılması çok önemli bir başlangıç olmuştur ve mevcut uygulama kural standartlarının sayısının artması ve gerektiğinde güncellenmesi ile Yönetmelik daha da gelişecektir.

 

Nuran Danışman / Dr. İnş. Yük. Müh.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü
İzodegi-İzoder